Ana sayfa Blog Sayfa 3

Kamerî ve Şemsî Harfler

0

ŞEMSİ VE KAMERİ HARFLER     (الحروف الشمسية و الحروف القمرية)

Arapçada harfler şemsi ve kameri olmak üzere ikiye ayrılır:

  • Şemsi harfler (الحروف الشمسية)

Şemsi harfle başlayan ismin başına harf-i tarif ( ال ) gelince harf-i tarifin “lam”ı okunmaz. Elif şemsi harfe şedde ile bağlanır. Harf-i tarifli şemsi harfle başlayan ismin önünde kelime bulunursa, hem “elif” hem de “lam” okunmaz. Bir önceki kelimenin son harfi şemsi harfe şedde ile bağlanır.

Şemsi harfler şunlardır:

ت ث د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ل ن

الشمس         الدار       الزيتون        الثور

و الضوء     باب الطائرة       النوم العميق

  • Kameri harfler (الحروف القمرية)

Kameri harfle başlayan ismin başına harf-i tarif ( ال ) gelince harf-i tarifin “lam”ı okunur. Yani elif fethalı, lam ise sakin okunur. Harf-i tarifli kameri harfle başlayan ismin önünde kelime bulunursa “elif” okunmaz, “lam” okunur (lam sakin olarak okunur).

Kameri harfler şunlardır:

أ ب ج ح خ ع غ ف ق ك م و ه ي

القمر             الخير            الفرق

يفتح الباب      صاحب الحديقة           و الفجر

 

Lafzi Müennes Kelimeler

0

Üzerinde müenneslik alameti taşıyan müenneslere lafzi müennes denir. Kelimede müenneslik alametlerinin zahiren görünmesi ve lafız olarak da telaffuz edilmesi sebebiyle bu kelimelere lafzi müennesler denmiştir. Lafz-i müennes kelimeler 3 gruba ayrılır:

1) Sonunda ـة (yuvarlak te / التاء تانيث / التاء مربوطة) olan isimler.

 

كِتَابٌ – كِتَابَةٌ

مُعَلِّمٌ – مُعَلِّمَةٌ

مَرِيضٌ – مَرِيضَةٌ

2) Sonunda اء yani elif-i memdude (uzun elif) olan isimler.

 

Bu alamet daha ziyade renk ve sakatlığı ifade eden أَفْعَلُ veznindeki kelimelerin müenneslerinde kullanılır.

أَبْيَضٌ – بَيْضَاءُ

أَحْمَرُ – حَمْرَاءُ

أَسْوَدٌ – سَوْدَاءُ

3) Sonu ى yani elif-i maksura (kısa elif) ile biten isimler.

 

Elif-i maksura daha ziyade أَفْعَلُveznindeki derecelendirilmiş sıfatların müenneslerinde kullanılır.

أَكْبَرٌ – كُبْرَى

أَصْفَرٌ – صَفْرَى

فَعْلاءُ veznindeki sıfatların müennesleri de فُعْلَى vezninde kullanılır.

عَطْشَانٌ – عَطْشَى

 

Lazım Mebni Zarflar

0

Lazım mebniler kategorisinde bazı zarflar yer almaktadır. Mekan veya zaman belirlemek için kullanılan zarflardan 17 tanesi lazım mebnidir.

1.1   حَيثُ – damme üzere mebni mekan zarfıdır. …dığı yere, …ceği yere, her nerede ise .. gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek:  أنظر حيث ينظر أحمد – Ahmed’in baktığı yere bak!

1.2 لَدُنْ – sükun üzere mebni mekan zarfıdır. Yanında, katında, tarafında, nezdinde anlamlarında kullanılır.

Örnek: وعلّمْناهُ من لَدُنّا علمًا – Ve ona katımızdan bir ilim öğrettik

1.3 لدَى – sükun üzere mebni mekan zarfıdır. Yanında, katında, tarafında, nezdinde anlamlarında kullanılır.

Örnek: رأيتُه لدى العمارة – Onu binanın yanında gördüm.

1.4 أيْنَ – Fetha üzere mebni mekan zarfıdır. Aynı zamanda soru ismidir. Nerede, nereye anlamlarında kullanılır.

Örnek: أيْنَ كُنْتُمْ؟ – Neredeydiniz?

1.5 هُنا – Sükun üzere mebni, mekan işaret ismidir. Burada, buraya anlamlarında kullanılır.

Örnek: هنا سوق كبير – Burası büyük bir çarşıdır.

1.6 ثَمَّ – Fetha üzere mebni, mekan işaret ismidir. Orada, oraya, orası gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: ثم ينام رجلٌ – Orada bir adam uyuyor.

1.7 إذْ – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. O zaman, …dığında gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: أقرأ إذ قرأتَ – Okuduğun zaman okurum.

1.8 إذا – Sükun üzere mebnidir, zaman zarfıdır. Aynı zamanda cezm etmeyen şart edatlarındandır. O zaman, …dığında, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: إذا جاء الربيع تتفتح الأزهار – Bahar geldiği zaman çiçekler açar.

1.9 أمسِ – Kesra üzere mebni zaman zarfıdır. Dün anlamında kullanılır.

Örnek: كان الجو ممطرًا أمسِ – Dün hava yağmurluydu.

1.10 مُنذُ – Damme üzere mebnidir. Zaman zarfıdır. …den beri anlamında kullanılır.

Örnek: ما رأيتك منذُ سنتين – iki seneden beri seni görmedim.

1.11 مُذْ – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. …den beri anlamında kullanılır.

Örnek: ما رأيتك مذ سنتين – iki seneden beri seni görmedim.

1.12 قَطُّ – Damme üzere mebni, zaman zarfıdır. Asla, hiç anlamlarında kullanılır.

Örnek: ما رأيت اسطنبول في حياتي قطُّ – Hayatımda İstanbul’u hiç görmedim.

1.13 لَمّا – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. …dığında, …ınca anlamlarında kullanılır.

Örnek: لمّا دخلت الغرفة سلمت عليه– Odaya girince ona selam verdim.

1.14 أيّانَ – Fetha üzere mebni, zaman zarfıdır. Soru ve şart ifade eder. Ne zaman, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: أيّان تٌبعَثون من كُبُرِكُم – Kabirlerinizden ne zaman diriltileceksiniz?

أيّانَ تَذْهَبْ أذهبْ معك – Ne zaman gidersen, seninle giderim.

1.15 مَتَى – Sükun üzere mebni zaman zarfıdır. Soru ve şart ifade eder. Ne zaman, …dığında, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: متى تأتي هنا؟ – Buraya ne zaman geliyorsun?

متى تسألْ أجيبْ – Sorduğunda cevap veririm.

1.16 ألآنَ – Fetha üzere mebni  zaman zarfıdır. Şimdi, şu anda anlamlarında kullanılır.

Örnek: يمكنك أنْ تقرأَ الآنَ – Şimdi okuyabilirsin.

1.17 أنَّى – Sükun üzere mebni zaman, mekan veya durum zarfıdır.

Örnek: قال يا مريم أنّى لك هذا؟ – Meryem, bu sana nereden geldi?

Diğer lazım mebniler:

  1. Bazı zarflar
  2. Mazi Fiiller
  3. Emr-i Hazır
  4. Şart Edatları
  5. Soru İsimleri
  6. İsim Fiiller
  7. Savtlar (Sesleri taklit eden yapılar)
  8. Bazı Kinayeler

Detaylı olarak lazım mebnileri incelemek için tıklayın > 

 

Lazım Mebniler

0

Mebni ifadesi Arapçada, cümle içerisinde hangi görevi alırsa alsın son harfinin harekesi değişmeyen kelimeler için kullanılan bir kavramdır. Arapçada Mebniler bahsinde bu konu ayrıca işlenmiştir. Mebni kelimeler, arız mebni ve lazım mebni olmak üzere iki ana kategoride incelenir.

Lazım mebni dendiğinde belli bir şarta bağlı kalmaksızın kelimenin kendi yapısı sebebiyle sürekli mebni olan kelimeler anlaşılır.

Lazım mebni kelime grupları şunlardır:

1. Bazı zarflar

 

Mekan veya zaman belirlemek için kullanılan zarflardan 17 tanesi lazım mebnidir.

1.1   حَيثُ – damme üzere mebni mekan zarfıdır. …dığı yere, …ceği yere, her nerede ise .. gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek:  أنظر حيث ينظر أحمد – Ahmed’in baktığı yere bak!

1.2 لَدُنْ – sükun üzere mebni mekan zarfıdır. Yanında, katında, tarafında, nezdinde anlamlarında kullanılır.

Örnek: وعلّمْناهُ من لَدُنّا علمًا – Ve ona katımızdan bir ilim öğrettik

1.3 لدَى – sükun üzere mebni mekan zarfıdır. Yanında, katında, tarafında, nezdinde anlamlarında kullanılır.

Örnek: رأيتُه لدى العمارة – Onu binanın yanında gördüm.

1.4 أيْنَ – Fetha üzere mebni mekan zarfıdır. Aynı zamanda soru ismidir. Nerede, nereye anlamlarında kullanılır.

Örnek: أيْنَ كُنْتُمْ؟ – Neredeydiniz?

1.5 هُنا – Sükun üzere mebni, mekan işaret ismidir. Burada, buraya anlamlarında kullanılır.

Örnek: هنا سوق كبير – Burası büyük bir çarşıdır.

1.6 ثَمَّ – Fetha üzere mebni, mekan işaret ismidir. Orada, oraya, orası gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: ثم ينام رجلٌ – Orada bir adam uyuyor.

1.7 إذْ – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. O zaman, …dığında gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: أقرأ إذ قرأتَ – Okuduğun zaman okurum.

1.8 إذا – Sükun üzere mebnidir, zaman zarfıdır. Aynı zamanda cezm etmeyen şart edatlarındandır. O zaman, …dığında, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: إذا جاء الربيع تتفتح الأزهار – Bahar geldiği zaman çiçekler açar.

1.9 أمسِ – Kesra üzere mebni zaman zarfıdır. Dün anlamında kullanılır.

Örnek: كان الجو ممطرًا أمسِ – Dün hava yağmurluydu.

1.10 مُنذُ – Damme üzere mebnidir. Zaman zarfıdır. …den beri anlamında kullanılır.

Örnek: ما رأيتك منذُ سنتين – iki seneden beri seni görmedim.

1.11 مُذْ – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. …den beri anlamında kullanılır.

Örnek: ما رأيتك مذ سنتين – iki seneden beri seni görmedim.

1.12 قَطُّ – Damme üzere mebni, zaman zarfıdır. Asla, hiç anlamlarında kullanılır.

Örnek: ما رأيت اسطنبول في حياتي قطُّ – Hayatımda İstanbul’u hiç görmedim.

1.13 لَمّا – Sükun üzere mebni, zaman zarfıdır. …dığında, …ınca anlamlarında kullanılır.

Örnek: لمّا دخلت الغرفة سلمت عليه– Odaya girince ona selam verdim.

1.14 أيّانَ – Fetha üzere mebni, zaman zarfıdır. Soru ve şart ifade eder. Ne zaman, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: أيّان تٌبعَثون من كُبُرِكُم – Kabirlerinizden ne zaman diriltileceksiniz?

أيّانَ تَذْهَبْ أذهبْ معك – Ne zaman gidersen, seninle giderim.

1.15 مَتَى – Sükun üzere mebni zaman zarfıdır. Soru ve şart ifade eder. Ne zaman, …dığında, …dığı zaman gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: متى تأتي هنا؟ – Buraya ne zaman geliyorsun?

متى تسألْ أجيبْ – Sorduğunda cevap veririm.

1.16 ألآنَ – Fetha üzere mebni  zaman zarfıdır. Şimdi, şu anda anlamlarında kullanılır.

Örnek: يمكنك أنْ تقرأَ الآنَ – Şimdi okuyabilirsin.

1.17 أنَّى – Sükun üzere mebni zaman, mekan veya durum zarfıdır.

Örnek: قال يا مريم أنّى لك هذا؟

– Meryem, bu sana nereden geldi?

2. Mazi Fiiller

 

Mazi fiiller lazım mebni kategorisindedir. Cem-i müzekker gaib (3. şahıs çoğul eriller) damme üzere mebni iken; gaib ve gaibenin müfred ve tesniyeleri (3. şahıs eril ve dişil çekimlerin tekil ve ikil versiyonları) fetha üzere mebnidir. Geri kalan diğer çekimler ise sükun üzere mebni olurlar.

3. Emr-i Hazır

 

Emr-i Hazır (1. şahıs emir çekimleri) lazım mebni kategorisindedir. Müfred müzekker (tekil eriller) ve cem-i müennes (dişil çoğullar) sükun üzere mebni iken; cem-i müzekker (çoğul eriller), müfred müennes (tekil dişiller) ve tesniye siygalarında (ikil çekimlerinde) sondaki nun harfinin düşmesiyle mebni olurlar.

4. Şart Edatları

 

Şart isimleri, şart ifade eden harfler ve şart ifade eden zarflar lazım mebni kategorisindedir.

a) Lazım mebni olan Şart isimleri şunlardır:

مَنْ ، ما ، مَهْما ، إذما ، متَى ، أيّانَ ، أينَ ، أنّى ، حَيْثُما ، كَيْفم

b) Lazım mebni olan şart harfleri şunlardır:

لَوْ ، لَوْلا ، لَوْما ، أمّا

c) Lazım mebni olan ve şart ifade eden zarflar şunlardır:

لمّا ، إذا ، إذْ ، عِنْدَما ، كُلَّما ، بَيْنَما ، حِينَما

5. Soru İsimleri

 

أيّ haricinde soru isimlerinin tamamı lazım mebni kategorisindedir.

a) مَنْ – Sükun üzere mebni soru ismidir. Akıllı varlıklar için kullanılır. Kim, kime, kimi, hangisi gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: مَنْ وجَدَ هذا الولد؟ – Bu çocuğu kim buldu?

b) مَا – Sükun üzere mebni soru ismidir. Akılsız varlıklar için kullanılır. Ne, neyi, neye gibi anlamlarda kullanılır.

Örnek: ما رأيك في هذا الموضوع؟ – Bu konudaki görüşün ne?

c) مَنْ ذَا – Sükun üzere mebni soru isidir. مَنْ soru ismiyle aynı anlamda ve aynı şekilde kullanılır.

d) مَا ذا – Sükun üzere mebni soru ismidir. ما soru ismiyle aynı anlamda ve aynı şekilde kullanılır.

e) مَتَى – Sükun üzere mebni soru ismidir. Ne zaman anlamında kullanılır.

Örnek: مَتى نذهب؟ – Ne zaman gidiyoruz?

f) أيّان – Fetha üzere mebni soru ismidir. Ne zaman anlamında gelecek zaman için kullanılır.

Örnek: أيان يوم الرجوع؟ – Dönüş günü ne zaman?

g) أيْنَ – Fetha üzere mebni soru ismidir. Nerede, nereye anlamlarında mekan sormak için kullanılır.

Örnek: أين أبوك؟ – Baban nerede?

h) كَيْفَ – Fetha üzere mebni soru ismidir. Nasıl? anlamında hal, durum sormak için kullanılır.

Örnek: كَيفَ كانت رحلتك؟ – Yolculuğun nasıldı?

ı) كَمْ – Sükun üzere mebni soru ismidir. Kaç, ne kadar anlamlarında sayı ve aded sormak için kullanılır.

Örnek: كَم دقيقة عندنا؟ – Kaç dakikamız var?

i) أنّى – Sükun üzere mebni soru ismidir. Nasıl, nerede anlamlarında kullanılır.

Örnek: أنّى يكون ذلك؟ –  Bu nasıl olur?

6. İsim Fiiller

 

Arapçada bazı isimler mazi fiil veya muzari fiil ya da emir fiil olarak kullanılırlar fakat aslında fiil olmadıkları için çekimleri yapılmaz. Bu nedenle lazım mebni kategorisinde değerlendirilirler. İsim fiillerin yapıları ve örnekler isim fiiller başlığı altında ayrıca incelenecektir. Burada bir kaç isim fiil örneği vermekle yetiniyoruz:

مَهْ – yapma!

وَيْ – vay canına, şaşarım!

سُرْعانَ – ne çabuk!

أُفٍّ – bıktım!

آمِينْ – kabul et! öyle olsun!

7. Savtlar (Sesleri taklit eden yapılar)

 

Savtlar bazı sesleri taklid etmek, seslenmek, kovmak veya çağırmak için kullanılan ses taklidi kelimelerdir. Bazı gramercilere göre nida harfleri ve taaccüb (şaşkınlık) ifadeleri de savtlar bahsinin içerisinde incelenir. Savtlar başlığında bu konu detaylarıyla işlenecektir. Burada bir kaç savt örneği vermekle yetiniyoruz:

غِشْ – (kediye) pist!

هَجْ – (köpeğe) hoşt!

إخْ – deveyi çökertmek için söylenir.

8. Bazı Kinayeler

 

Aslında belli olan bir hususu, sanki belli değilmiş gibi açık olmayan bir şekilde anlatmaya kinaye denir. Bu anlatım tarzı için kullanılan bazı kinaye kelimeleri lazım mebni kategorisinde değerlendirilir. Kinaye konusu ayrıca işlenecektir. Lazım mebni olan kinayeler şunlardır:

كَمْ ، كَأيِّنْ ، كَأيٍّ ، كذا ، كَيْتَ ، ذَيْتَ

Bunların dışında kalan kinayeler lazım mebni değil, muğrabtırlar.

 

Lefif Fiiller

0

Asli harflerinden iki harfi illet harflerinden (و،ي) biri olan fiillere Lefif Fiil denir.
Lefif fiil üç harften oluşur. İlk ve son harfi illetli olan Lefif fiillere Lefif-i mefruk, son iki harfi illetli olan lefif fiillere Lefif-i makrun denir. Diğer bir deyişle, fiil içerisindeki iki illetli harf yanyana ise buna makrun lefif fiil denir. Eğer fiil içerisindeki illetli harfler birbirinden ayrı ise (1. harf ve 3. harf gibi) buna mefruk lefif fiil denir.

Örnek:

Lefif-i makrun كوي (iki illetli harf yan yana gelmiştir)

Lefif-i mefruk وقي (iki illetli harf yan yana kullanılmamıştır)

Lefif-i Makrun

 

Lefifi makrun, yalnız ikinci ile dördüncü babdan gelir.

İkinci babdan gelenler فَعََى، يَفْعِى şeklinde olur. رَوَى، يَرْوِى gibi.

Dördüncü babdan gelenler فَعِىَ، يَفْعَى şeklinde olur. هَوِىَ، يَهْوَى gibi.

Lefifi makrunlar gerek şekil ve gerekse tasrif bakımından tamamıyla nakıs fiiller gibidir. Dolayısıyla ikinci babdan gelen lefifi makrun, ikinci babdan gelen nakıs gibi, dördüncü babdan gelen lefifi makrun da, dördüncü babdan gelen nakıs gibi çekilir.

Lefif-i Mefruk

 

Lefifi mefruk, ikinci, dördüncüve altıncı bablardan gelir.

İkinci babdan gelen lefifi mefruklar فَعَى، يَفْعِى şeklindedir. وَقَى، يَقِى gibi. Demek ki, müzarisi nakıstan biraz farklıdır.

Dördüncü babdan gelen lefifi mefruklar tamamıyla nakıs gibi فَعِىَ، يَفْعَى şeklinde olur. وَجِىَ، يَوْجَىgibi.

Altıncı babdan gelen lefifi mafruklar فَعِىَ، يَعِى şeklinde olur. وَلِىَ، يَلِى gibi. Demek ki, müzarisi nakıstan biraz farklıdır.

 

Lefifi Makrun

0

Lefifi makrun, yalnız ikinci ile dördüncü babdan gelir.

İkinci babdan gelenler فَعََى، يَفْعِى şeklinde olur. رَوَى، يَرْوِى gibi.

Dördüncü babdan gelenler فَعِىَ، يَفْعَى şeklinde olur. هَوِىَ، يَهْوَى gibi.

Lefifi makrunlar gerek şekil ve gerekse tasrif bakımından tamamıyla nakıs fiiller gibidir. Dolayısıyla ikinci babdan gelen lefifi makrun, ikinci babdan gelen nakıs gibi, dördüncü babdan gelen lefifi makrun da, dördüncü babdan gelen nakıs gibi çekilir.

 

Lefifi Mefruk

0

Lefifi mefruk, ikinci, dördüncü ve altıncı bablardan gelir.

İkinci babdan gelen lefifi mefruklar فَعَى، يَفْعِى şeklindedir. وَقَى، يَقِى gibi. Demek ki, müzarisi nakıstan biraz farklıdır.

Dördüncü babdan gelen lefifi mefruklar tamamıyla nakıs gibi فَعِىَ، يَفْعَى şeklinde olur. وَجِىَ، يَوْجَىgibi.

Altıncı babdan gelen lefifi mafruklar فَعِىَ، يَعِى şeklinde olur. وَلِىَ، يَلِى gibi. Demek ki, müzarisi nakıstan biraz farklıdır.

 

Mahreçler

0

Mahreç Nedir?

Mahreç, “çıkış yeri” demektir. خرج (ha-ra-ce) yani “çıkmak” kökünden türemiştir. Arap harflerinin doğru telaffuzu için ses çıkış noktaları tek tek belirlenmiş ve bu ses çıkış noktalarına”mahreç” adı verilmiştir. Arap harflerinin mahreçleri Kuran’ı Kerim’in doğru okunması ve doğru telaffuzu açısından hassas bir konudur.

Arap alfabesinin doğru seslendirilmesi için tespit edilmiş 17 adet mahreç bulunmaktadır.

Harflerin Mahreçleri

1- Birinci mahreç cevf, فولجا dediğimiz , boğazın göğüse bitişik olan kısmından, dudaklara varıncaya kadar, boğaz ile ağız içindeki boşluğa denir. Cevf’den harf-i medler (med harfleri) çıkar.Bunlarda mâkabli madmûm(ötreli) olan sâkin vâv (و ) mâkabli meksûr(esreli) olan sâkin yâ (ى ) ve eliftir.

Elif harekeyi kabul etmez, daima sâkin ve mâkabli (üst yanı) meftûh (üstünlü) dür. O ağız boşluğuna bitişik olan boğaz boşluğundan muayyen bir mahrece dayanmaksızın çıkan hali bir sestir. Elif, ne bir harfe idğam olur, nede kendisine bir harf idğam edilir.

Elif, hemzenin mahrecinden çıkar. Fakat elif, mahreci boğazda mukatı’ oluncaya kadar yükselen bir harftir. Onun mahrecinin boğaza nisbet edilişi, son çıkış yerinin boğaz olması sebebiyledir.Küllî mahrec de hemze ile beraber olmaları, cüz’î mahrecde bir olmalarını iktizâ ettirmez.Hemze ile elif arasında birçok bakımlardan fark vardır:

  • Elif, mahrec-i mukadderden, hemze ise mahrec-i muhakkaktan çıkar.
  • Hemze boğaz harfi, elif ise cevfî’dir.
  • Elifin ince ve kalın oluşu kendisinden önceki harfe bağlı olduğu halde, hemze ince harflerdendir.
  • Elif harekeyi kabul etmediği halde, hemze kabul eder.Bu ayrı, ayrı vasıfları dolayısıyla, hemzeyi “harekeli elif” şeklinde tarif etmek ilmi olmadığı gibi, bu iki harften, birinin diğerinin yerinede ıtlakınında câiz olmadığını gösterir.

Ancak böyle bir tabir, mecaz yoluyla kabul edilebilir.Geniş bir yer tutan cevfe nispetleri sebebiyle, bu üç harften elif (ا ) boğaza, vâv (و ) ve yâ ( ى) da ağız boşluğuna nispet olunmuştur.Med harflerinin varlığı, ancak onların medleri ile tahakkuk ettikleri için, bunlara medd-i aslî المد الاصلي medd-i zâti المد الذاتي , medd-i tabiî المد الطبيعي , telâffuzlarındaki kolaylıktan dolayı da yumuşak harfler denir.

2- İkinci mahrec boğazın nihayetidir. Bu mahrecden hemze ( ء ) ile he ( ه ) çıkar.

3 – Üçüncü mahrec boğazın ortasıdır. Buradan ayn ( ع ) ve hâ ( ح ) harfi çıkar.

4- Dördüncü mahrec, boğazın ağza en yakın olan kısmıdır. Bu mahrecden ( غ ) ve ( خ ) harfleri çıkar.

5- Beşinci mahrec, dilin boğaza en yakın kısmı ile üst damak dır. Diğer bir değişle, dilin sonu ile küçük dildir. Buradan kâf (ق ) harfi çıkar.

6- Altıncı mahrec, kâf harfinin mahrecinin biraz altı ve yine dil sonu kêf (ك ) harfinin mahrecidir.Kâf (ق ) ve kêf (ك ) harflerine ağız ile boğaz arasında bulunan küçük dil ile olan ilgileri sebebiyle küçük dil harfleri denir.

7- Yedinci mahrec, dilin ortası ile üst damağın ortasıdır. Bu mahrecden cîm ( ج ) şîn (ش ) ve yâ (ى ) harfleri çıkar.

8- Sekizinci mahrec, dilin sol veya sağ, veyahut her iki tarafı ile, adras denilen üst azı dişleridir. Dâd (ض) harfinin çıktığı yer olan bu mahrec, en zor mahrec olarak bilinir. Dâd harfinin çıkışını şöyle tarif etmek mümkündür: Dil kenarının evveli, soldan veya sağdan, veyahut da her iki taraftan üst azı dişlere yaklaşır, dil kenarının sıkışması esnasında, dil kenarı ile azı dişleri arasından zâ (ظ ) harfine benzeyen ve fakat zâ (ظ ) olmayan bir ses çıkar ki, bu ses dâd harfinin sesidir. Bu okuyuşta dil ucu serbesttir.

9- Dokuzuncu mahrec, dilin iki kenarı ile birlikte dil ucuna varıncaya kadar üst damaktır. Dâd mahrecinin bitiminden başlar, azı dişlerden sonraki (dâhık, nâb, rubâiyye, ve seneiyye) dişlerimizin üst kısımları bu mahreci teşkil ederler. Lâm ( ل ) harfinin mahreci olan bu saha en geniş mahrectir.

10- Onuncu mahrec, dil ucu ile onun hizasındaki iki üst ön dişlerin etleridir. Buradan da Nûn ( ) harfi çıkar. Yeri itibariyle lâm harfinin biraz altıdır ve onun mahrecinden biraz dardır. Burada bahis konu edilen nûn, “ızhâr olunan nûn”dur. Bu kaydı koymamızın sebebi, ihfâ olunan nûn (nûn-i muhfât)’dan farkını göstermek içindir. Zira ihfâ olunan nûn, fer’i harflerden olup mahreci genizdir ve bu nûn ile alâkası yoktur.

11- Onbirinci mahrec, dil ucu ile ona tekâbül eden iki üst ön dişlerin üstündeki damak kısmıdır. Bu mahrec Râ ( ر ) harfinin mahrecidir. Dilin üst kısmı bakımından lâm harfine nazaran daha dahide kalır. Çünkü bundaki inhirâf (dilin geriye dönmesi), nûn’dan daha içeriye dönüktür.

12- Onikinci mahrec, dil ucu ile üst ön dişlerin dipleridir. Bu mahrecten evvelâ Tâ ( ط ) sonra Dâl ( د ) sonrada Tê ( ت ) harfi çıkar.

13- Onüçüncü mahrec, dil ucu ile alt ön dişlerin üstüdür. Hurûf-i safîr dediğimiz Sâd ( ص ), Sîn (س ) ve Ze ( ز ) harflerinin mahreci burasıdır. Mahrec sıraları da söylediğimiz sıraya göredir.

14- Ondördüncü mahrec, dil ucu ile ön dişlerin uçlarıdır. Buradan Zâ ( ظ ), sonra Zêl ( ذ ) ve daha sonrada Sê ( ث ) harfleri çıkar.

15- Onbeşinci mahrec, alt dudağın içi ile üst ön dişlerin uçlarıdır. Bu mahrec Fâ ( ف ) harfinin mahrecidir.

16- Onaltıncı mahrec, dudaklardır. Vâv ( و ) Bâ ( ب ) Mîm ( م ) harflerinin mahreci burasıdır.

17- Onyedinci mahrec, hayşûm ال يشوم dediğimiz geniz kovuğudur. Buda ğunne’nin mahrecidir. Ğunne şöyle tarif edilir. “Ğunne genizden çıkan nûn-i sâkine-i hafifedir.” İhfâ halindeki sâkin nûn ve sâkin mîm ile, mâalğunne (ğunneli) idğamlar da bulunur. Ğunne’nin mevcudiyeti, burnu tutmakla belli olur. Burundan ses geliyorsa ğunne var, gelmiyorsa yok demektir.

 

Mebni

0

Arapçada, kelimeler cümle içinde bulundukları duruma göre yani bir görev aldıkları zaman sonlarında harf veya hareke değişiklikleri olur. Fakat bazı kelimeler vardır ki cümlede aldıkları görev ne olursa olsun asla değişikliğe uğramazlar. İşte sonlarında bu tarz değişiklikler olmayıp sabit kalan kelimelere Arapçada mebni denir.

Örnek:

ركب تلك السيارة من رأيته في دكانك قبل قليل – Az önce dükkanında gördüğüm kişi şu arabaya bindi.

رأيت من ركب تلك السيارة – Şu arabaya binen kişiyi gördüm

Yukarıdaki iki cümlede kullanılan من (kişi) tabiri mebni bir kelimedir. Zira, ilk cümlede fail (özne) , ikinci cümlede mef’ul (tümleç) olmasına rağmen her iki cümlede de harf veya hareke yapısını hiç bozmamıştır. Hep مَنْ olarak kalmıştır. Oysa muğrab yani çekimli bir kelime olmuş olsaydı, ilk cümlede مَنُ ; ikinci cümlede مَنَ şeklinde hareke değişikliğine uğraması gerekirdi.

Arapçada mebni kelimeler lazım mebni ve arız mebni olmak üzere iki ana başlığa ayrılırlar. Bu iki ana grup kendi başlıkları altında ayrıca işlenmiştir. Fakat özet olarak bir tanım yapmak istersek, lazım mebni, yapısı itibariyle mebni olan kelimeler iken, arız mebni aslında yapısı itibariyle mebni olmayıp bazı özel şartlardan dolayı mebni gibi davranan kelimeler demektir.

Arapçda mebni kelimeleri şu başlıklar altında incelemek mümkündür:

1. İsim türünden olan mebniler

 

1.1 İşaret isimleri

1.2 zamirler

1.3 İsmi mevsuller

1.4 Şart isimleri

1.5 Soru isimleri

1.6 Bazı zarflar

1.7 Bazı sayı isimleri

2. Fiil türünden olan mebniler

 

2.1 Mazi fiil,

2.2 Emir

2.3 Sonunda te’kid nunu olan muzari fiil

3. Harf türünden olan mebniler

 

Bütün harfler (Arapçada harf kavramı ayrıca incelenmelidir) mebnidir.

 

Marife ve Nekra

0

Arapçada isimler belirli veya belirsiz olma durumlarına göre marife ve nekra olarak iki ana kola ayrılırlar. Marife, belirli; nekra ise belirsiz demektir. Şimdi ayrı ayrı marife ve nekra isimleri tanıyalım:

Marife (Belirli) İsimler

 

Belirli olan bir nesneyi işaret eden isimlerdir. Marife isim grupları şunlardır:

  1. Özel isimler – Alem isimler
    Örnek: Osman – عثمان ; İstanbul – اسطنبول ;
  2. Başına harf-i tarif (ال – el takısı) alan isimler
    Örnek: (belirli, bilinen) bahçe – الحديقة ; (belirli,bilinen) ev – البيت

İrabını hareke ile alan ve başına el takısı gelmiş olan isimlerin son harflerinin harekesi tenvinli olmaz.
Örnek: bir ev – بيتٌ ; (belirli) ev – البيتٌ

  1. Zamirler (bitişik ve ayrı zamirler)
    Örnek: O – هو ; Sen – أنت ; Senin / sana – …ــك
  2. İsm-i işaretler (işaret isimleri)
    Örnek: Bu – هذا ; O – تلك ; Orada / şurada – هناك
  3. İsm-i mevsuller (bağlantı isimleri)
    Örnek: …ki o – الذي ; ki o şey – ما ; ki o kimse – من
  4. Marife isme muzaf olan isimler (belirli isimle isim tamlaması yapan isimler)
    Örnek: Evin kapısı – باب البيت ; Senin okulun – مدرستك

Nekra (Belirsiz) İsimler

 

Belirsiz bir nesneyi işaret eden, başına harf-i tarif (el takısı / belirlilik takısı) almamış veya diğer marife isim kategorilerinden hiçbirine girmeyen isimlerdir.

Örnek: (belirsiz bir) adam – رجلٌ ; (belirsiz bir) ev – بيتٌ

Marife ve Nekra Kullanımları

 

Türkçede belirsizlik ifadesi anlatan bir takı yoktur. Ancak kelimenin belirsiz olduğunu ifade etmek için bazen “bir…” kelimesini kullanırız.

Örnek cümleler:
(Nekra) Adamın biri (bir adam) geldi – أتى رجلٌ
(Marife) Adam geldi – أتى الرجلُ

(Nekra) Bir arabaya bindim. – ركبت سيارةً
(Marife) Arabaya bindim. – ركبت السيارةَ

(Nekra) Onu bir ağacın yanında gördüm. – رأيته جنب شجرةٍ
(Marife) Onu ağacın yanında gördüm. – رأيته جنب الشجرةِ